Yeni Anayasa Paketi – Referandumla Birlikte Değişecek Maddeler

Pase tarafından 4 Ağustos 2010 tarihinde yazılmıştır.
Yorum Yok

Referanduma günler kala hala anayasa paketinde hangi maddelerin olduğunda haberdar olmayan insanlar var. Yeni anayasa paketi açıklandı ve bu konuda kararsız kalanların taslak metini okuyarak kararlarını vereceğini düşünüyorum.
yeni anayasa paketi

TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASININ BAZI MADDELERİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA TASLAK METİN

MADDE 1- 7/11/1982 tarihli ve 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 10 uncu maddesinin ikinci fıkrasının sonuna “Bu maksatla alınacak tedbirler esitlik ilkesine aykırı olarak yorumlanamaz.”….. Devamını Oku

Demokrasi Ve Cumhuriyet

Pase tarafından 17 Kasım 2009 tarihinde yazılmıştır.
Yorum Yok

Yıldırım TORUN

Orion Yayınevi      

Herhangi bir sistemin tercih edilebilirlik düzeyi, günümüz dünyasında, bireysel hak ve hürriyetlere atfettiği değer nispetinde anlam kazanmaktadır. Bireysel hak ve hürriyetlere karşı devletin ya da herhangi bir kurumun sergilediği tavır, bu anlamda sisteme ilişkin değerlendirmelerin de özünü oluşturur denilebilir. Bunlar arasında sıkça tartışılmakta olan demokrasi ve cumhuriyet, günümüzde üzerinde önemle durulması gereken konular arasındadır. Cumhuriyetçi sistemlerin totaliter rejimlere dönüşebilme tehlikesine karşın, demokrasilerin de sözde demokrasiler olarak hayata geçirilmesi ihtimali vardır. Çünkü yönetim şekli monarşi olmasına rağmen demokratik ilkelerle yönetilen bir demokrasi varolabileceği gibi, egemenliğin halkta olduğu iddiasıyla hareket eden ancak bunu fiiliyatta belirli bir grubun eline vererek uygulamayan cumhuriyetçi sistemlerden, bununla birlikte de egemenliğin gerçek anlamda halkta olduğu ve bireysel hak ve demokratik olmayan demokrasilerden bahsetmek mümkündür. Bu yüzden önemli olan nominal demokrasi, nominal cumhuriyete değil, gerçek bir demokrasiye ya da bireysel hak ve hürriyetlere bağlı kalmak şartıyla tercih edilebilir bir cumhuriyete kavuşmaktır.

Öğrenci Nedir? Ve Kurallar

Pase tarafından 13 Kasım 2009 tarihinde yazılmıştır.
Yorum Yok

Öğrenci mi? O da ne?

Hemen cevap vereyim… Öğrenci okuldan eve, evden okula, evde msn,facebook derken sabah olduktan sonra tekrar aynı döngü içinde yaşayan insan görünümlü robottur… Öğrenci dünyadan bihaberdir. Okulda gördüğü baskıyı artık normal olarak görmeye başlar. Her gün ders başlamadan önce sıraya girip, kontrole tabi tutulur. Bu durum artık o kadar normal gelmeye başlar ki öğrenci kendi kendini kontrol etmez, edemez. Okulunda idari kadro onu sırada okula girmesine mani bir durumda(!) görürse onu uyarır, derse almama konusunda tehdit eder. Peki nedir okula girmesine, eğitim-öğretim hakkına mani olan durum? Saçının uzun olması mı? sakalının uzun olması mı? Ya da kimler tarafından hazırlandığı bilinmeyen okul kurallarına uygun olmaması mı? Tabi ki hiçbiri… Hedeflenen tek şey; öğrencinin gireceği sınavlarda ne yapacağını düşünmesi, dünyada, hadi dünyayı geçtim çevresinde olanlara karşı duyarsız bir moda girmesi ve dolayısıyla hiçbir yanlış uygulama hakkında yorum yapmaması, yapamamasını sağlamak. Fazla uzattım… Son olarak bilimsel bir çalışmayı yazmak istiyorum… Kısaca özetidir…

(Bilimsel Çalışma Metni Alıntıdır)

Kafese beş maymun koyarlar. Ortaya da bir merdiven konur ve
tepesine de iple bir kangal muz asılır. Her bir maymun merdivenleri
çıkarak muzlara ulaşmak istediğinde dışarıdan üzerine soğuk su sıkılır.

Her bir maymun aynı denemeyi yapar, buz gibi soğuk suyla ıslatılır.
Bütün maymunlar bu denemeler sonunda sırılsıklam ıslanırlar. Bir süre
sonra muzlara doğru hareketleneni diğer maymunlar engellemeye başlar.

Su kapatılıp maymunlardan biri dışarı alınır, yerine yeni
bir maymun konulur. İlk yaptığı iş, koşup muzlara ulaşmak için
merdivene tırmanmak olur. Fakat diğer dört maymun buna izin vermez ve
yeni maymunu bir de döverler.

Daha sonra ıslanmış maymunlardan biri daha yeni bir
maymunla değiştirilir. Ve o da merdivene ilk yaptığı atakta dayak yer.
Bu maymunu en şiddetli ve istekli döven de biraz önce diğerleri
tarafından engellenen ve ilk dayağı yiyen birinci yeni maymundur.

Islak maymunlardan üçüncüsü de değiştirilir. Bu da ilk
atağında diğerleri tarafından cezalandırılır. Diğer dört maymundan yeni
gelen ikisinin en yeni gelen maymunu niye dövdükleri konusunda hiç bir
fikirleri yoktur ama en iştahlı dövenler de onlardır.

Sonra en baştaki ıslanan maymunların dördüncü ve beşincisi
de yenileriyle değiştirilir.

Ama tepelerinde o bir kangal muz hala asılı olduğu halde
artık hiç biri merdivene yaklaşmamaktadır.

Neden mi?

Çünkü burada işler böyle gelmiş ve böyle gitmektedir…

İşte bu nokta organizasyonel (ya da toplumsal) negatif
öğrenmenin şartlanmanın başladığı yerdir.

Burdan çıkarılacak sonuç kötü yönetilmeyi ve maymun davranışını benimserseniz, hatta hayatınızdan memnun olmaya başlar, kurulu düzenin savunucusu olursanız, düzeni değiştirip doğruları yapmak isteyenlere en çok ve en iştahla siz engel olursunuz.

“Ayraç” Dergisi

Pase tarafından 26 Ağustos 2009 tarihinde yazılmıştır.
Yorum Yok

Kıyılardan içe doğru bir yola çıktık… Nefesimizi tuttuk, var oluyoruz !…

Ayraç’ kitabın içine atılmış bir çapa olacak, içe tutunacağız…

İyi okumak; idrak ederek okumak temelde dünyaya karşı bir tavır alıştır; hem seçim yapmak hem de muhalefet anlamına gelir. Okumanın verdiği sorumlulukla hareket etmeye başlayan insan, ruhun metafizik ayaklanması omzundaki yükle dış dünyasını iç dünyasıyla imar etmeye başlar. İsyanını her nefes alış verişinde, gökyüzüne her baktığında, varoluşunu tefekkür ettiği her anda ortaya koymak ister. Nurettin Topçu’nun ifadesiyle âdem’in “âdem” olma noktasında secde edişinin hikmeti, hakikati tanıma tutkusunun fitilini ateşleyen bir anlayış ve düşünüş biçimindedir.

Nefesimizi tutup suyun altına girerek cümleler oluşturuyoruz. Oluşturduğumuz her cümlenin, kullandığımız her kelimenin varlığa bir lütuf olduğunu hesap ederek okumanın bizlere verdiği özgürlüğü doyasıya yaşıyoruz. Oğuz Atay “Hayat, düşünceleri tutan bir hapishanedir” diyor. Düşüncelerimizi tutmadan, nefesimizi tutup suyun altına girerek düşüncelerimizi ifade ediyoruz. Düşünmek, hayatımızı karmaşık hale getirse de, iç dünyamızda yaptığımız yolculuğun tadını bir başka yolculukta ya da harekette alamadığımız için, gittikçe daha fazla okuyoruz. Ve yazarken de gittikçe daha çok duruyoruz kelimelerin üstünde. Ünlü İspanyol filozof Migual de Unomuno “Başka yazarların neden bazı sözcükleri italik yazdığını anlayamıyorum. Sanırım o sözcüğe dikkat çekip önem artırmak istiyorlar. Hâlbuki benim yazdığım her sözcük zaten önemlidir” derken, kelimelerin üzerinde titremeyi, her kelimenin aslında bir dünya inşa etmeye muktedir olduğunu ifade ediyordu belki de.

İlk sayımızda varoluşçuluğun doruk noktasına tırmanmaya çalışan Jean Paul Sartre’nin bir sözünü kapağımıza taşıdık: “Varolmak susamadan içmek gibi bir şeydir.” Susamadan içtiğini fark edebilenler, çamurdan kuş yapıp üflemeye başladıklarında, kâinatın sırlarına ortak olurlar; Baudrillard’ın tanımıyla kusursuz cinayet işlemiş olurlar.

Hakikat yolculuğunda devrilmeden yol alabilmemiz, kendimizi hakikate konumlandırarak yeniden yüreğimizi fethedebilmemiz, Haydar Ergülen’in mısrasıyla aşka gidecek bisikleti keşfedebilmemiz için, güneşin doğuşuna yeniden tanık olma saatinde daha uzun soluklu bir okuma eylemine başlamış bulunuyoruz. Kaybedeceksek görkemli kaybedecek bir soluğun izinde, inancımızla okuma eylemini birleştirerek savaşmadan fethetmeye hazırız.

Ayraç, kitap okurken notlar alan, yer yer cümlelerin altını çizen, kitapta yakaladığı hakikate yönelik bir cümleyi tekrar tekrar okuyarak mutlu olan, birkaç kitapta okuduğu düşüncelerden yola çıkarak gündelik hayatın herhangi bir anında, okulda, işyerinde, otobüste, metroda, vapurda imgelerle yaşayan, imgeleri buluşturan, kitap okumadan duramayan okurlar için var. Okumanın hallerini, kendine has lezzetlerini paylaşabilen herkes, bu sayfalarda bir şeyler bulacak.

Ayraç’ta ‘moda’ya uygun kapak dosyaları, sayfalar dolsun diye yazılmış metinler, yazarın iç dünyasında yolculuk yapmadan yazdığı yazılar görmeyeceksiniz. Bunun yerine okuma zevki veren metinler, anlam kozasından kelimelerle örülmüş arayış denemeleri, kendinizi kaptıracağınız kitap tahlilleri, kıyıda köşede kalmış iyi kitaplara dikkat çeken yazılar, başucu eserlerine yapılan tahliller, son çıkan kitaplara yazılan inceleme, araştırma ve eleştiri yazıları okuyacaksınız.

Ne devasa bir iddiamız var, nede bir boşluğu doldurmak arzusundayız, okuyor ve düşünüyor ve paylaşmak istiyoruz sadece.

Fikirler öyle ki, ölü güvercinler gibi yere düşüyorlar yaşadığımız zamanda, kitabın dışına bakanlar kitabın içini boşaltıyorlar gitgide.

Kıyılara değil içe, içlere doğru bir yolculuğa çıkalım istiyoruz Ayraç’ la.

İyi okumalar efendim…

Şahin Torun / Genel Yayın Yönetmeni - Yunus Emre Tozal / Editör


Popho Wordpress Temasi (Anarsik Cocuk) Temadown (Wp Tr) Altyapi (WordPress)